Arbede ve Kavga Sırasında Polisin Silahının İrade Dışı Ateş Alması: Yargıtay’ın Hukuka Uygunluk Değerlendirmesi
Lawantra
03.06.2026
Hukuk devletinin temel unsurlarından biri, kolluk kuvvetlerinin temel hak ve özgürlüklerin hem koruyucusu hem de sınırlandırıcı unsuru olarak konumlandırılmasıdır. Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) m. 16, polisin silah kullanma yetkisini özel olarak düzenlemekte olup bu yetki, meşru savunma, direnişi kırmak, yakalama ve saldırılara karşı koruma gibi hallerde sınırlı ve ölçülü biçimde kullanılabilmektedir. Silah kullanımı, bireyin yaşam hakkına doğrudan etki edebileceğinden, zor kullanma araçları arasında en son başvurulması gereken yöntem olarak kabul edilmektedir.
Uygulamada polis memurları, sıklıkla yüksek stres içeren, öngörülemeyen ve hızla gelişen kavga veya arbede ortamlarında görev yapmakta, bazen linç teşebbüsüne varan mukavemetlerle karşılaşmaktadır. Bu tür kaotik durumlarda polis, takviye kuvvet talep etmekle birlikte olayların ani seyri nedeniyle biber gazı, cop veya silah gibi araçları kullanmak zorunda kalabilmektedir. Özellikle uyarı atışı sırasında etraftaki kişilerin polisin silahına müdahale etmesi neticesinde silahın irade dışı ateş alması, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanabilmektedir. Bu olaylarda ölen veya yaralanan kişi, polise saldıran fail, grup içinden biri veya tamamen olayla ilgisiz üçüncü bir şahıs olabilmektedir.
Ceza hukuku bakımından sorumluluk, yalnızca nedensel (illi) bir fiille sınırlı değildir; fiilin iradi, amaçlı ve hukuki anlam taşıyan bir insan davranışı olması gerekir. İradi olmayan hareketlerde, taksirli sorumluluk dahi oluşmamaktadır. Dolayısıyla polisin silahının arbede sırasında irade dışı ateş alması halinde, polis memurunun cezaî sorumluluğu açısından fiilin iradi olup olmadığının titizlikle araştırılması zorunludur. Eğer ateş alma, polisin iradesi dışında gerçekleşmişse, cezai sorumluluktan söz edilemez.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2021/1742 E., 2021/4196 K. sayılı kararı, bu konudaki emsal niteliğindeki bir uygulamadır. Karara konu olayda, iki grup arasındaki husumet nedeniyle kolluk müdahale etmiş, zırhlı araçla bir şahsın emniyet binasına götürülmesi sırasında karşı grup üyeleri aracı kesmeye çalışmıştır. Emniyet binası önünde 90-100 kişilik kalabalık, taş, sopa ve silahlarla polislere saldırmıştır. Olayda görevli polis memuru sanık, önce havaya uyarı ateşi açmış, ardından saldırganlardan birini ensesinden çekmiş, bu şahıs sanığın boynunu sıkmaya başlayınca kurtulmak için silahını havaya kaldırmıştır. Tam bu sırada başka bir saldırganın sanığın eline sertçe vurması sonucu eli aşağı düşmüş ve silah ateş almıştır. Kalabalık içindeki bir kişi mermi isabetiyle hayatını kaybetmiştir.
Yerel mahkeme, sanığın görevi gereği kanun hükmünü yerine getirdiğini ancak kastı olmaksızın görev sınırını aştığını kabul ederek taksirle ölüme neden olma suçundan mahkumiyet kararı vermiştir. Yargıtay ise kararı bozmuştur. Daire, sanığın PVSK m. 16 uyarınca silah kullanma yetkisine sahip olduğunu, havaya ateş etmek üzere silahını kaldırdığı sırada eline darbe alması neticesinde elinin istemsiz aşağı yönelmesi ve parmağının tetikte istemsiz hareket etmesiyle silahın ateş almasının olağan olduğunu vurgulamıştır. Bu durumun, hukuka uygunluk nedeninin sınırını aşmadığını belirterek sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Karar, polisin kaotik ortamlarda kullandığı silahın irade dışı ateş alması halinde cezaî sorumluluğun oluşmayacağına dair önemli bir emsal teşkil etmektedir. Hukuki açıdan bakıldığında, fiilin iradi unsuru bulunmadığında hem kasıtlı hem de taksirli sorumluluk reddedilmektedir. Bu yaklaşım, kolluk mensuplarının görevlerini korkusuzca yerine getirebilmeleri için kritik öneme sahiptir.
Avukatlar açısından bu karar, müvekkilleri olan polis memurlarını savunurken PVSK m. 16’daki silah kullanma yetkisi ile Ceza Muhakemesi Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki hukuka uygunluk nedenlerini (TCK m. 24) birlikte değerlendirmeyi gerektirmektedir. Özellikle bilirkişi raporlarında olayın dinamikleri, fiziksel müdahalenin etkisi ve tetik mekanizmasının istemsiz çalışması gibi teknik hususların detaylı incelenmesi önem arz etmektedir.
Sonuç olarak, arbede sırasında polisin silahının irade dışı ateş alması olaylarında Yargıtay, somut olayın tüm koşullarını dikkate alarak hukuka uygunluk nedeninin varlığını kabul etmekte ve cezaî sorumluluğu reddetmektedir. Bu içtihat, hem kolluk kuvvetlerinin görevini etkin biçimde yapmasını desteklemekte hem de hukuk devletinin temel ilkelerini korumaktadır. Avukatlar ve hukuk profesyonelleri, benzer davalarda bu kararın gerekçelerini titizlikle inceleyerek savunma stratejilerini şekillendirmelidir.
Konu, aynı zamanda kolluk eğitimlerinde stres yönetimi, silah tutuş teknikleri ve kalabalık müdahale prosedürlerinin geliştirilmesi açısından da mesleki değerlendirmeler yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Gelecekteki olası düzenlemelerde PVSK m. 16’nın uygulama usullerinin daha netleştirilmesi, hem kolluk mensuplarının hukuki güvenliğini artıracak hem de temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlayacaktır. Bu karar, ceza hukuku pratiğinde iradi fiil unsuru ile hukuka uygunluk nedenleri arasındaki ince çizgiyi aydınlatması bakımından büyük değer taşımaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Muris Muvazaasında Murisin Gerçek İradesinin Tespiti: Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Esasları
Muris muvazaası davalarında belirleyici unsur, murisin gerçek iradesinin satış mı yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış mı olduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Makale, Yargıtay'ın 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ışığında bedel ödenmesi, aile içi paylaşım ve ispat yükü gibi konuları detaylı biçimde ele almaktadır.
AYM'nin 2020/39936 Başvuru Numaralı Kararı: Bağlantılı Suçlarda Kısmi Kesinleşme ve Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı
Anayasa Mahkemesi, KPSS soruşturmasında bağlantılı suçlardan birinin istinafta kesinleşip infaz edilmesine rağmen diğerinin temyiz incelemesinin devam etmesinin hakkaniyete uygun yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, aynı maddi vakıalarla ilgili çelişkili kararların hukuk güvenliğini zedelediğini vurgulamaktadır.