Arabuluculuk Masasında Gabin: İş Kazası, Fesih ve Sigorta Uyuşmazlıklarında İrade Denetimi
Lawantra
17.06.2026
Arabuluculuk kurumunun temel amacı, uyuşmazlıkların mahkeme dışında hızlı ve uzlaşmayla çözülmesidir. Ancak son yıllarda özellikle işçilik alacakları, iş kazası tazminatları, bedensel zararlar ve sigorta uyuşmazlıklarında arabuluculuk anlaşma belgelerinin “gabin” (aşırı yararlanma) ve irade sakatlığı iddialarıyla mahkemeler önüne gelmesi, uygulayıcılar açısından önemli hukuki sorunlar doğurmaktadır. Yargıtay’ın son dönemde verdiği kararlar, bu belgelerin dokunulmaz olmadığını, maddi hukuk kurallarına tabi olduğunu net biçimde ortaya koymaktadır.
Arabuluculuk anlaşma belgesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca ilam niteliğinde kabul edilmekte ve üzerinde anlaşılan hususlarda yeniden dava açılamamaktadır. Ancak belge aynı zamanda Türk Borçlar Kanunu (TBK) anlamında bir sözleşmedir. Dolayısıyla TBK m. 28’de düzenlenen gabin, TBK m. 30-39’daki irade sakatlıkları (hata, hile, korkutma) bu belgeler için de geçerlidir. Yargıtay, imzalı belgenin varlığını iradenin serbest olduğu anlamına gelmediğini, imzaya giden sürecin, ekonomik baskının, bilgi asimetrisinin ve edimler arasındaki orantısızlığın incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 11 Kasım 2024 tarihli ve E. 2023/11638, K. 2024/10791 sayılı kararı, iş kazası tazminatlarında bu denetimin önemini açıkça göstermiştir. İşçi, sırtına asit dökülmesi sonucu oluşan iş kazasından doğan zararlarını talep etmiş, işveren ise ihtiyari arabuluculuk tutanağına dayanarak davanın reddini istemiştir. Daire, arabuluculuk tutanağının bir sulh sözleşmesi niteliğinde olduğunu, gabin ve irade fesadı iddialarının ön sorun olarak incelenmesi gerektiğini belirterek yerel mahkemenin yalnızca “anlaşma var” gerekçesiyle davayı reddetmesini bozmuştur. Bu karar, iş kazası dosyalarında maluliyet oranı, kusur, aktüeryal hesaplama ve gelecekteki zararlar gibi teknik unsurlar netleşmeden alelacele imzalanan anlaşmaların geçerli sayılamayacağını ortaya koymaktadır.
Benzer şekilde fesih günü veya hemen sonrasında yapılan arabuluculuk anlaşmaları da sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. İşçinin aynı gün işten çıkarıldığı, matbu metinler önüne konulduğu ve acil maddi ihtiyaç nedeniyle düşük bedelli anlaşmaya zorlandığı durumlar, klasik gabin örnekleridir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2025/1656, K. 2025/4292 sayılı kararı, iş sözleşmesinin kâğıt üzerinde feshedildiği ancak fiilen çalışmanın devam ettiği bir durumda imzalanan tutanağın çelişkili olduğunu ve iradenin serbest olmadığını kabul etmiştir. Aynı dairenin E. 2025/2722, K. 2025/4874 sayılı kararı ise aktif çalışan işçinin telekonferans yoluyla katıldığı arabuluculukta işini kaybetme baskısı altında imza attığını belirterek tutanağın geçersizliğine hükmetmiştir.
Avukatsız katılım veya arabuluculuk ücretinin işverence ödenmesi tek başına gabin karinesi oluşturmamaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2024/7540, K. 2024/12307 sayılı kararında bu unsurların tek başına iptal nedeni sayılamayacağını, somut delillerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ancak bu unsurlar, fesih tarihi, ödeme miktarı, maluliyet raporu ve edimler arasındaki fahiş fark gibi diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde irade sakatlığını gösteren güçlü emareler haline gelmektedir.
Grup şirketlerinde ve birlikte istihdam ilişkilerinde de sorunlar yaşanmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2025/6197, K. 2025/7421 sayılı kararında, holding bünyesindeki şirketler arasındaki geçişlerin ve organik bağın yeterince araştırılmadan arabuluculuk tutanağının tüm çalışma dönemini kapsadığı kabul edilmesini bozma nedeni yapmıştır. Aynı dairenin E. 2024/11418, K. 2024/15980 sayılı kararı ise anlaşma belgesinin yalnızca açıkça yazılan dönem ve alacakları tasfiye edeceğini, zımni tasfiyenin kabul edilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Sigorta şirketleriyle yapılan trafik kazası anlaşmalarında da bilgi üstünlüğü ve ekonomik baskı birleştiğinde gabin denetimi devreye girmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E. 2024/6624, K. 2025/14020 sayılı kararı, yabancı uyruklu davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde arabuluculuk anlaşmasının gabin yönünden incelenmesi gerektiğini ve karşılıklılık/teminat araştırmasının yapılmasını zorunlu görmüştür.
Gabin iddiasında TBK m. 28 uyarınca bir yıllık (zor durumda kalma halinde durumun ortadan kalktığı tarihten itibaren) ve her halde beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaktadır. Bu sürelerin titizlikle takip edilmesi, davaların reddedilmemesi açısından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak Yargıtay içtihatları, arabuluculuğun toplumsal güvenini korumak için zayıf tarafı koruyan bir denetim mekanizması oluşturmaktadır. Arabulucular, özellikle iş kazası ve fesih anı görüşmelerinde irade serbestliğini bizzat gözlemlemeli, şirket vekilleri alelacele ve orantısız anlaşmalardan kaçınmalı, mağdur vekilleri ise somut delillerle (puantaj, yazışma, rapor, matematiksel fark) gabin iddiasını desteklemelidir. Bu yaklaşım, arabuluculuk kurumunu zayıflatmayıp aksine güçlendirmektedir.
Avukatlar için bu kararlar, müvekkil danışmanlığında arabuluculuk sürecine girmeden önce gerçek zarar tespiti, müzakere gücü analizi ve olası gabin iddialarının önceden değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Özellikle iş hukuku ve tazminat davalarında bu içtihatlar, strateji belirlemede vazgeçilmez bir referans haline gelmiştir. (Yaklaşık 920 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Gemi İşletmecisinin İcradan Ödeme Yapması ve İstirdat Davasında Aktif Husumet: Yargı Kararı İncelemesi
Gemiye konulan haciz ve seferden men kararının kaldırılması için icra dosyasına ödeme yapan işletmecinin, ödediği bedelin iadesi için açtığı istirdat davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı, donatan-işletmeci ilişkisi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası ve Malpraktis Davalarında Gerçek Riskler: Sigorta Tek Başına Yeterli mi?
Malpraktis uyuşmazlıklarında sigorta poliçesinin kapsamı, aydınlatılmış onam eksikliği, sağlık turizmi süreçleri ve manevi tazminat talepleri gibi konular avukatlar için kritik öneme sahiptir. Bu analizde, estetik cerrahi, sağlık turizmi ve komplikasyon yönetimi açısından hukuki riskler detaylı olarak ele alınmaktadır.