Anayasa Mahkemesi'nin Gösterdiği Yol Etkisiz Kalırsa: Tazminat Komisyonu'nda Talebin Yok Sayılması ve Etkili Başvuru Hakkı İhlali
Lawantra
19.06.2026
Anayasa Mahkemesi'nin makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinde Tazminat Komisyonu'nu etkili bir başvuru yolu olarak kabul ettiği içtihatlarına rağmen, Komisyon'un başvurucunun açıkça dile getirdiği manevi tazminat talebini yok sayarak hiçbir giderim sağlamaması halinde bu yolun etkisiz hale gelebileceği, etkili başvuru hakkı, gerekçeli karar hakkı ve açık keyfilik yasağı açısından ciddi anayasal sorunlar doğurabileceği, hukuk camiasında önemli tartışmalara konu olmuştur. Bu analiz, avukatlar için Komisyon ve itiraz aşamasında taleplerin somut ve gerekçeli biçimde ileri sürülmesinin, kararlara karşı gerekçeli itiraz stratejilerinin ve AYM denetiminin sınırlarını ortaya koyması bakımından pratik mesleki rehber niteliğindedir.
Somut senaryoda, uzun süren bir ceza yargılaması (altı yılı aşkın süre) nedeniyle makul süre ihlali iddiasıyla AYM'ye başvuran kişi, Mahkeme'nin "önce Tazminat Komisyonu yolunu tüketin" yönlendirmesi üzerine 6384 sayılı Kanun kapsamında Komisyon'a müracaat etmiştir. Başvuru formunda açıkça manevi tazminat talebi yer almasına rağmen Komisyon, ihlali tespit etmiş ancak "talep bulunmadığı" gerekçesiyle tazminata hükmetmemiştir. İtiraz da aynı gerekçeyle reddedilmiştir. Bu durum, yalnızca maddi hata olarak değerlendirilemez; zira dosyada somut talep varken yok sayılması, başvuru yolunun fiilen işlevsiz kalmasına yol açmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, 2021/1490 başvuru numaralı H.K. ve Diğerleri kararında (9/12/2025), etkili başvuru hakkını Y.T. [GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, § 47 ve Murat Haliç [1. B.], B. No: 2017/24356, 8/7/2020, § 44 kararlarıyla tanımlamıştır: Anayasal hakkın ihlalini inceletebilecek, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırabilecek makul, erişilebilir ve yeterli giderim sağlayan yollar. Mahkeme, mevzuatta yer almanın yeterli olmadığını, yolun pratikte başarı şansı sunması gerektiğini (İlhan Gökhan [2. B.], B. No: 2017/27957, 9/9/2020, §§ 47, 49) ve Tazminat Komisyonu'nca verilen yetersiz tazminatın etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini vurgulamıştır (§§ 14, 15, 21, 22). Somut olayda ise yetersiz giderim değil, hiç giderim sağlanmaması söz konusudur.
Benzer şekilde 2022/100416 başvuru numaralı Veysi Ado kararı (27/10/2022), Komisyon'un AYM ve AİHM standartlarına uygun tazminat belirlemesi gerektiğini (§ 48) belirtmiştir. Tazminat Komisyonu ve yargısal itiraz yollarının tüketilmesinden sonra AYM'ye başvurulabileceği ve giderimin yeterliliğinin denetleneceği vurgulanmıştır. Bu içtihatlar, Komisyon'un sadece ihlal tespitiyle yetinmeyip uygun telafi sunma yükümlülüğünü pekiştirmektedir.
Gerekçeli karar hakkı açısından, Sencer Başat ve Diğerleri, B. No: 2013/6354, 23/03/2016, § 35 kararı kritik önemdedir: Mahkemeler her iddiaya cevap vermek zorunda değildir ancak davanın sonucunu değiştirebilecek esaslı iddialara makul gerekçeyle yanıt vermelidir. Tazminat talebinin varlığı veya yokluğu, kararın sonucunu doğrudan etkiler. Dosyada mevcut talebin yok sayılması, gerekçeli karar yükümlülüğüne aykırılık teşkil eder. AİHM'in Dulaurans v. France (34553/97, 21/03/2000) kararı da tarafların iddia ve delillerinin etkili incelenmesini zorunlu kılar; yok sayma adil yargılanmayla bağdaşmaz.
Ayrıca, Rasim Numan Myymyun kararı (2018/5939, 14/10/2020, § 53), bariz takdir hatası veya açık keyfiliği AYM denetimine tabi tutar (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42). Dosya içeriğiyle karar arasındaki objektif çelişki, hukuk kurallarının yorumu sınırlarını aşarak keyfilik tartışması doğurur. Bu çerçevede, Tazminat Komisyonu'nun talebi yok sayması, yalnızca usul hatası değil, Anayasa'nın 36. ve 40. maddeleriyle bağlantılı etkili başvuru, 36. maddenin gerekçeli karar unsuru ve 148. maddenin keyfilik yasağı ihlali olarak değerlendirilebilir.
Avukatlar açısından bu durum, Komisyon başvurularında taleplerin çok net, gerekçeli ve delilli biçimde dile getirilmesini; itiraz dilekçelerinde çelişkilere dikkat çekilmesini ve AYM'ye taşınırken emsal kararların (H.K. ve Diğerleri, Veysi Ado, Sencer Başat) sistematik kullanılmasını gerektirir. Aksi takdirde, AYM'nin gösterdiği yolun teoride var olup pratikte etkisiz kalması, hukuk güvenliği ve hak arama hürriyetini zedeler. Bu analiz, Komisyon mekanizmasının etkililiğinin sürekli denetim altında tutulması gerektiğini, avukatların bu denetimde aktif rol oynaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Gelecek kararlar, talebin yok sayılması gibi bariz hataların anayasal ihlal oluşturduğunu teyit ederse, Tazminat Komisyonu uygulamalarında önemli reformlar gündeme gelebilir. (Yaklaşık 920 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği: Telif Hakları, Değerlendirme Kurulları ve Yayımlama Usulleri
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yeni Yayın Yönetmeliği, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının yapısını, eser inceleme usullerini, telif devirlerini ve ısmarlama eser hazırlama prosedürlerini detaylı şekilde düzenlemektedir. 5846 sayılı FSEK ve ilgili mevzuata dayanan Yönetmelik, kültür hukuku uygulayıcıları için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Kapsamlı Değişiklikler: Destek Türleri ve Yeni Kısıtlamalar
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’te yaptığı değişiklikler, yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası destek türlerini detaylandırırken, dizi film desteği için yeni şartlar getirmekte ve destek iadesi durumunda yeniden başvuru yasağı öngörmektedir. Düzenleme, kültür hukuku ve devlet destekleri hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.