Anayasa Mahkemesi’nin 2024/236 E., 2026/52 K. sayılı Kararı: Devlet Üniversitelerinde Hekimlere Rücu Sürecinde Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun Rolü ve Üniversite Özerkliği
Lawantra
17.06.2026
Anayasa Mahkemesi, 26 Şubat 2026 tarihli 2024/236 E., 2026/52 K. sayılı kararıyla, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 7406 sayılı Kanun’la eklenen ek 18. maddenin ikinci fıkrasının belirli ibarelerini Anayasa’nın 130. maddesi yönünden incelemiştir. İtiraz, Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılmıştır.
I. İtiraz Konusu Kurallar
İtiraz konusu kural, kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan rücu edilip edilmeyeceği ve rücu miktarının, görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevi kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karara bağlanacağını öngörmektedir. Devlet üniversiteleri için ise Kurul kararı ve varsa kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak üniversite tarafından altı ay içinde nihai karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Mahkeme, itiraz konusu ibarelerin “kamu kurum ve kuruluşları”, “Devlet üniversitelerinde”, “kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı” ve “Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı” kısımlarını yetki yönünden reddetmiş, kalan kısımlar yönünden esasa girmiştir.
II. Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi
Anayasa’nın 130. maddesi üniversitelerin bilimsel, idari ve mali özerkliğini güvence altına almaktadır. Mahkeme, daha önceki 30 Kasım 2023 tarihli E.2022/90, K.2023/201 sayılı kararında devlet üniversitelerine ilişkin rücu yetkisinin doğrudan üniversitelere ait olduğunu, Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun bu konuda yetkili kılınmasının üniversite özerkliğine aykırı olduğunu belirterek ilgili ibareyi iptal etmişti.
Yeni düzenlemede, Kurul’un rücu konusunda karar verme yetkisi yerine “dikkate alınacak” bir görüş niteliğinde düzenlenmiş, nihai karar yetkisi üniversiteye bırakılmıştır. AYM çoğunluğu, bu düzenlemenin üniversite özerkliğini zedelemediğini, uygulama birliğinin sağlanması amacının meşru olduğunu, elverişli ve gerekli bir araç olduğunu, nihai kararın üniversiteye ait olması nedeniyle bağlayıcılık bulunmadığını belirterek itirazı reddetmiştir.
III. Karşıoy Gerekçeleri
Üyeler Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez ve Yıldız Seferinoğlu karşıoy yazılarında, Kurul’un görüşünün fiilen bağlayıcı etki yarattığını, üniversitenin re’sen rücu sürecini başlatamaması nedeniyle idari vesayetin ölçüsüz olduğunu, üniversitelerin bütçe ve mali özerkliğini doğrudan etkilediğini vurgulamışlardır. Karşıoylarda, idari vesayetin istisnai ve kanunla sınırlı olması gerektiği, merkezî idarenin üniversitenin yerine geçerek karar alma yetkisine sahip olamayacağı belirtilmiştir.
IV. Kararın Hukuki Sonuçları ve Avukatlara Yönelik Değerlendirme
Karar, devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık personelinin hatalı tıbbi uygulamaları nedeniyle ödenen tazminatın rücu sürecinde Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun görüşünün alınmasını anayasal bulmuştur. Ancak nihai karar yetkisinin üniversitede kalması, özerklik ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Avukatlar açısından kararın önemi şudur:
- Rücu davalarında Mesleki Sorumluluk Kurulu kararının “dikkate alınacağı” ancak bağlayıcı olmadığı vurgulanmalı,
- Üniversitelerin mali özerkliği ve bütçe hazırlama yetkisi çerçevesinde rücu kararının üniversite yönetim organlarınca verilmesi gerektiği savunulabilir,
- Karşıoy gerekçeleri, ileride benzer uyuşmazlıklarda güçlü argümanlar sunmaktadır.
Karar, üniversite özerkliği ile merkezî idarenin gözetim ve denetim yetkisi arasındaki dengeyi koruma çabasını yansıtmaktadır. Ancak karşıoylarda belirtilen fiili bağlayıcılık riski, uygulamanın yakından takip edilmesini gerektirmektedir.
Okuma Süresi: 11 dakika
Etiketler: Anayasa Mahkemesi, Üniversite Özerkliği, Mesleki Sorumluluk Kurulu, Rücu Davası, Hekim Sorumluluğu, 3359 sayılı Kanun, 130. Madde
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Gemi İşletmecisinin İcradan Ödeme Yapması ve İstirdat Davasında Aktif Husumet: Yargı Kararı İncelemesi
Gemiye konulan haciz ve seferden men kararının kaldırılması için icra dosyasına ödeme yapan işletmecinin, ödediği bedelin iadesi için açtığı istirdat davasında aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi yönündeki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı, donatan-işletmeci ilişkisi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Hekimin Mesleki Mali Sorumluluk Sigortası ve Malpraktis Davalarında Gerçek Riskler: Sigorta Tek Başına Yeterli mi?
Malpraktis uyuşmazlıklarında sigorta poliçesinin kapsamı, aydınlatılmış onam eksikliği, sağlık turizmi süreçleri ve manevi tazminat talepleri gibi konular avukatlar için kritik öneme sahiptir. Bu analizde, estetik cerrahi, sağlık turizmi ve komplikasyon yönetimi açısından hukuki riskler detaylı olarak ele alınmaktadır.