Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Ömür Boyu Nafaka Düzenlemesi: Süreç, Etkiler ve Hukuki Değerlendirme
Lawantra
13.06.2026
Anayasa Mahkemesi’nin 4 Haziran 2025 tarihinde açıklanan iptal kararı, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasının süresiz olarak bağlanabilmesine imkan veren hükmü Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Karar Resmi Gazete’de gerekçesiyle birlikte yayımlandığında hukuki etkileri daha netleşecek olsa da, avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından şimdiden önemli uygulama ve geçiş sorunları doğurmaktadır.
Kararın Kapsamı ve Yanlış Algılar
Öncelikle vurgulanması gereken husus, kararın yalnızca boşanma sonrası hükmedilen yoksulluk nafakasının süresizliği ile sınırlı olduğudur. Karar, iştirak nafakası, tedbir nafakası veya diğer kanuni nafaka türlerini kapsamamaktadır. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “nafaka tamamen kalktı” veya “çocuk nafakası ödenmeyecek” şeklindeki yorumlar hukuken isabetsizdir. Yargıtay ve doktrinin yerleşik içtihatları da bu ayrımı açıkça desteklemektedir.
Derdest Davalar Üzerindeki Etkisi
Anayasa Mahkemesi iptal kararları kural olarak derhal uygulanmaz. Mahkeme, kararın yürürlüğe girmesini 9 ay ertelemiştir. Bu süre zarfında mahkemeler mevcut TMK m. 175 hükmünü uygulamaya devam edecektir. Dolayısıyla bugün itibarıyla açılmış veya devam eden boşanma ve nafaka davalarında hâkimler hâlâ süresiz nafaka verebilmektedir.
Ancak kararın gerekçesinin Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra bazı mahkemelerin, Anayasa Mahkemesi’nin eşitlik, adalet ve ölçülülük ilkelerine dayanan yaklaşımını dikkate alarak nafaka süresini somut olaya göre sınırlı tutma eğilimi göstermesi muhtemeldir. Bu, fiili bir geçiş dönemi uygulaması yaratacaktır. Avukatların bu süreçte gerekçe dilekçelerinde Anayasa Mahkemesi kararının ruhunu ve gerekçesini etkili biçimde kullanmaları mesleki açıdan kritik önem taşımaktadır.
Mevcut Nafakaların Durumu
Kararın en çok yanlış anlaşılan yönlerinden biri de mevcut nafakaların akıbetidir. Anayasa Mahkemesi kararı, kendiliğinden mevcut nafaka alacaklarını ortadan kaldırmaz veya borçları sona erdirmez. Nafaka alacaklısı veya borçlusu, nafakanın kaldırılması, azaltılması veya süreye bağlanması için ayrı bir dava açmak zorundadır. Bu davalarda TMK m. 176/3 ve m. 169 hükümleri ile Yargıtay’ın “değişen şartlar” içtihadı (örneğin evlenme, fiili birliktelik, ekonomik durum değişikliği) önemini korumaktadır.
TBMM’ye Tanınan 9 Aylık Süre ve Beklenen Yeni Düzenleme
Anayasa Mahkemesi, kanun koyucuya 9 aylık bir yasama süresi tanımıştır. Bu süre içinde TBMM’nin yeni bir nafaka rejimi oluşturması beklenmektedir. Kulislerde tartışılan modeller arasında şunlar öne çıkmaktadır:
- Evlilik süresine orantılı nafaka süresi
- Hâkimin somut olaya göre takdir yetkisiyle belirli süre tayin etmesi
- Tarafların yaşı, çalışma kapasitesi, sağlık durumu, müşterek çocuk varlığı gibi objektif kriterler
- İstisnai hallerde (ağır engellilik, ileri yaş, fiili çalışma imkansızlığı) süresiz veya uzun süreli nafaka imkanı
Avukatlar, yeni düzenlemenin sosyal devlet ilkesiyle bağdaşır, eşitlik ilkesini zedelemeyen ve hakkaniyete uygun bir denge kurmasını beklemektedir. Özellikle kısa süreli evliliklerde ömür boyu nafaka yükümlülüğünün hakkaniyet duygusunu zedelediği uzun yıllardır hukuk çevrelerinde tartışılmaktadır.
Mesleki Değerlendirme ve Öneriler
Kanaatimizce en dengeli çözüm, nafaka süresinin evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, müşterek çocukların menfaati gibi somut olaya özgü kriterlere bağlanması; ancak ağır engellilik, ileri yaş veya fiili olarak çalışma imkanının bulunmadığı istisnai durumlarda daha uzun veya süresiz nafaka imkanı tanınmasıdır. Bu yaklaşım hem korunmaya muhtaç eşleri mağdur etmez hem de kısa evliliklerin ömür boyu mali yükümlülüğe dönüşmesini engeller.
Avukatlar açısından bu geçiş döneminde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
- Derdest davalarda Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesini gerekçe dilekçelerine etkili biçimde yansıtmak
- Mevcut nafaka alacaklıları veya borçluları için “değişen şartlar” davası stratejisi oluşturmak
- Yeni yasama sürecini yakından takip ederek müvekkillere güncel hukuki yol haritası sunmak
- Nafaka miktarının belirlenmesinde TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesi ve Yargıtay içtihatlarını (özellikle nafaka miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumlarıyla orantılı olması gerektiği yönündeki kararlar) titizlikle uygulamak
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi kararı nafaka hukukunda önemli bir milat oluşturmaktadır. Ancak bu milat, nafakanın tamamen ortadan kalktığı değil; süresiz nafaka uygulamasının yeniden yapılandırıldığı bir dönemin başlangıcıdır. Hukuk profesyonelleri olarak görevimiz, hem korunmaya muhtaç eşlerin sosyal devlet güvencesini zedelememek hem de adalet ve hakkaniyet ilkelerini gözeten dengeli bir sistemin oluşmasına katkı sağlamaktır.
Bu süreçte avukatların rolü, yalnızca mevcut mevzuatı uygulamak değil; aynı zamanda yeni düzenlemenin şekillenmesine bilimsel görüş ve somut uygulama deneyimiyle katkı sunmaktır. Önümüzdeki 9 aylık yasama dönemi, Türk aile hukukunda uzun vadeli etkileri olacak bir reform için kritik bir fırsat sunmaktadır.
(Word count: 928)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği: Telif Hakları, Değerlendirme Kurulları ve Yayımlama Usulleri
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yeni Yayın Yönetmeliği, Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının yapısını, eser inceleme usullerini, telif devirlerini ve ısmarlama eser hazırlama prosedürlerini detaylı şekilde düzenlemektedir. 5846 sayılı FSEK ve ilgili mevzuata dayanan Yönetmelik, kültür hukuku uygulayıcıları için kapsamlı bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelikte Kapsamlı Değişiklikler: Destek Türleri ve Yeni Kısıtlamalar
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik’te yaptığı değişiklikler, yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası destek türlerini detaylandırırken, dizi film desteği için yeni şartlar getirmekte ve destek iadesi durumunda yeniden başvuru yasağı öngörmektedir. Düzenleme, kültür hukuku ve devlet destekleri hukuku açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır.