Adli Tıp Raporları: Kurumsal Yapı, Bilirkişilik İşlevi ve Yargıtay İçtihatları
Lawantra
16.06.2026
Adli Tıp Kurumu, ceza ve hukuk yargılamalarında kritik rol oynayan resmi bir bilirkişilik kurumudur. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenen yapısı, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları sonrası önemli değişiklikler geçirmiştir. Bu makalede, Kurum'un kuruluşu, görevleri, bilirkişilik işlevi, raporların ceza muhakemesindeki yeri ve Yargıtay içtihatları detaylı biçimde ele alınacaktır.
Adli Tıp Kurumu, Adalet Bakanlığı'na bağlı olarak adli tıp uzmanlığı eğitimi vermek, sempozyum ve konferanslar düzenlemek, mahkemeler, hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen konularda bilimsel ve teknik görüş bildirmekle görevlidir. 4 sayılı Kararname'nin 2. ve 3. maddeleri, Kurum'un bilirkişilik görevini ve adli tıpla ilgili konularda rapor hazırlama yetkisini açıkça düzenlemektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 2021/125 E., 2023/213 K. sayılı kararı ile 703 sayılı KHK'nın bazı hükümleri iptal edilmiş, ancak 2659 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldırılan maddelerinin kendiliğinden yürürlüğe girmediği Danıştay içtihatlarıyla da teyit edilmiştir. Bu nedenle uygulamada 4 sayılı Kararname'nin hükümleri geçerliliğini korumaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanunu m.62-73 arasında düzenlenen bilirkişilik kuralları ile Adli Tıp Kurumu'nun görev alanı kesişmektedir. CMK m.64/3, kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmi bilirkişilerin öncelikle atanmasını öngörmekte, bu kapsamda adli tıp konularında doğrudan Adli Tıp Kurumu'na başvurulması gerekmektedir. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.1/3 ise kamu kurumlarının bu Kanun kapsamı dışında olduğunu belirtmektedir.
Kurum'un yapısı, Adli Tıp Üst Kurulları, İhtisas Kurulları, İhtisas Daireleri (Morg, Gözlem, Kimya, Biyoloji, Fizik, Trafik, Adli Bilişim), Grup Başkanlıkları ve Şube Müdürlüklerinden oluşmaktadır. İhtisas Kurulları, bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri, yeterince kanaat verici bulunmayan raporları inceleyerek görüş bildirmektedir. Üst Kurullar ise İhtisas Kurulları arasındaki çelişkileri, oybirliğiyle karara bağlanamayan işleri ve kurum dışı sağlık heyeti raporlarıyla çelişen raporları kesin olarak karara bağlamaktadır.
Fizik, Trafik ve Adli Bilişim İhtisas Dairelerinin raporları Üst Kurul incelemesine alınamamakta, çelişki halinde ilgili dairenin yedi uzmanından oluşan genişletilmiş heyet karar vermektedir. Bu kademeli yapı, rapor kalitesini artırmayı ve bilimsel güvenilirliği sağlamayı amaçlamaktadır.
Yargıtay içtihatları, Adli Tıp raporlarının delil değerini ve sınırlarını netleştirmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 27.10.2015 tarihli 2015/618 E., 2015/351 K. sayılı kararında, yükseköğretim kurumlarının adli tıp mevzuatına uygun kurul oluşturmadan rapor vermesinin usule aykırı olduğuna hükmetmiştir. Benzer şekilde, raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genel Kurulu veya ilgili İhtisas Kurulu tarafından giderilmesi gerektiği birçok kararda vurgulanmıştır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 26.05.2022 tarihli kararında, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler konusunda Gözlem İhtisas Dairesi yerine 4. İhtisas Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Yüksek Sağlık Şurası raporları ile Adli Tıp raporları arasındaki çelişkinin de Adli Tıp Üst Kurulu'nda giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 11.09.2014 tarihli kararı, Adli Tıp İhtisas Kurullarının uzmanlık bileşiminin adil yargılanma hakkını ihlal etmediğine hükmetmiştir. Mahkemelerin Adli Tıp Kurumu'na başvurma zorunluluğu bulunmadığı, üniversitelerden de rapor alınabileceği, hakimlerin raporları serbestçe değerlendirebileceği vurgulanmıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarları da bilirkişilik görevini üstlenmekte, balistik, belge, biyolojik, kimyasal incelemeler yapmaktadır. Ancak adli tıp konuları öncelikle Adli Tıp Kurumu'nun yetki alanına girmektedir.
Avukatlar için bu içtihatlar, bilirkişi raporlarını eleştirirken usul kurallarına (CMK m.67, m.69), çelişki giderme mekanizmalarına ve uzmanlık gerekliliğine dikkat çekmektedir. Raporların bağlayıcı olmadığı, hakimlerin delilleri serbestçe takdir edeceği (CMK m.217) göz önünde bulundurulmalıdır.
Sonuç olarak, Adli Tıp raporları ceza yargılamasının bilimsel temelini oluşturmakta, ancak usulüne uygun alınması, çelişkilerin giderilmesi ve delil serbestisi ilkesiyle değerlendirilmesi gerekmektedir. Avukatlar, müvekkil savunmalarında bu raporların sınırlılıklarını ve çelişki giderme yollarını etkili biçimde kullanmalıdır. Kurum'un dijitalleşme ve yapay zeka destekli incelemelerle gelecekteki rolü de artacaktır. (Yaklaşık 1050 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Rekabet Kurulunun Med Yapım ve Ay Yapım Kararı: Dizi Sektörü İş Gücü Piyasasında Bilgi Değişimi Uzlaşmayla Sonuçlandı
Rekabet Kurulu, dizi yapım sektöründe faaliyet gösteren iki teşebbüs arasında çalışan ücretleri ve zam oranlarına ilişkin rekabete hassas bilgi paylaşımını 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ihlali olarak tespit etmiş ve soruşturmayı uzlaşma usulü ile sonuçlandırmıştır. Karar, tek bir WhatsApp yazışma zincirine dayalı dar kapsamlı ihlal tespiti ve iş gücü piyasalarında ispat standardı açısından avukatlar için önemli bir emsal niteliğindedir.
Anayasa Mahkemesi’nin Bu Haftaki Bölümler Gündemi: 17-18 Haziran 2026
Anayasa Mahkemesi Bölümlerinin 17 ve 18 Haziran 2026 tarihli toplantı gündemlerinde yer alan bireysel başvuru konuları, ihlal iddiaları ve karar beklentileri.