ABD Yüksek Mahkemesi: Trump’ın Doğumla Vatandaşlığı Sınırlama Kararnamesi Anayasaya Aykırı
Lawantra
01.07.2026
ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın göreve başlamasının hemen ardından yayımladığı ve ABD topraklarında doğan çocuklara tanınan vatandaşlık hakkını, ebeveynlerin yasadışı veya geçici statüde olması halinde sınırlayan kararnameyi anayasaya aykırı bulmuştur. Mahkeme, 6’ya karşı 3 oyla alınan kararla ilgili yürütmeyi durdurma kararını onamış ve kararnameyi iptal etmiştir.
Yüksek Mahkeme Başkanı John Roberts tarafından kaleme alınan çoğunluk görüşü, Anayasa’nın 14. maddesinin tarihsel bağlamına ve amacına kapsamlı bir şekilde yer vermektedir. Roberts, kararında 1868 yılında İç Savaş sonrası kabul edilen 14. maddenin, özgürleşen kölelerin ve ABD topraklarında doğan herkesin vatandaşlık statüsünü güvence altına almak üzere hazırlandığını vurgulamıştır. Maddenin “Bu ülkede doğan veya vatandaşlığa kabul edilen ve herhangi bir devlete tâbi olmayan herkes vatandaş sayılır” şeklindeki hükmü, dönemin siyasi ve hukuki tartışmalarının bir ürünüdür.
Kararın Hukuki Temelleri ve Emsal Davalar
Mahkeme, 1898 tarihli United States v. Wong Kim Ark kararına atıfta bulunarak, Çin asıllı bir ailenin ABD’de doğan çocuğunun vatandaşlık hakkının, ebeveynlerin göçmen statüsüne bakılmaksızın korunduğunu hatırlatmıştır. Bu emsal karar, 14. maddenin “jus soli” (toprak esasına dayalı vatandaşlık) ilkesini kesinleştirmiştir. Yüksek Mahkeme, Trump’ın kararnamesinin bu emsal karara ve Anayasa’nın açık hükmüne aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Kararda ayrıca, 14. maddenin kabulünden önceki Dred Scott v. Sandford kararının yarattığı hukuki boşluğun bu değişiklikle giderildiği belirtilmiştir. Roberts, “Vatandaşlık, siyasi topluluğa özgürce katılma hakkıdır. Bu vaad, bu topraklarda özgür doğan herkese verilmiştir” ifadesiyle konunun anayasal boyutunu netleştirmiştir.
Avukatlar ve Uluslararası Hukuk Profesyonelleri Açısından Değerlendirme
ABD Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, göçmenlik hukuku, vatandaşlık hukuku ve anayasal yorum yöntemleri açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle göçmenlik davalarıyla uğraşan avukatlar için, “doğumla vatandaşlık” ilkesinin mutlak niteliğinin teyit edilmesi, müvekkillerinin statüsünü belirleyen kritik bir emsal oluşturmaktadır.
Karar, aynı zamanda Trump’ın göçmenlik politikalarının yargısal denetim mekanizması karşısında ne ölçüde sınırlanabileceğini göstermesi bakımından da öğreticidir. Daha önce gümrük vergileri ve seyahat yasağı gibi konularda da Yüksek Mahkeme ile karşı karşıya gelen Trump yönetimi, bu kararla bir kez daha anayasal sınırlara çarpmıştır.
Kararın Genişletilmiş Analizi
Yüksek Mahkeme’nin 6-3’lük oy oranı, konunun ideolojik ayrışmayı derinleştirdiğini göstermektedir. Karşı oy veren üç yargıç, muhtemelen ulusal egemenlik ve göçmenlik kontrolü argümanlarını ön plana çıkarmıştır. Ancak çoğunluk görüşü, 14. maddenin tarihsel amacının ve Wong Kim Ark içtihadının mutlaklığını esas almıştır.
Karar, sadece ABD iç hukuku açısından değil, uluslararası hukukta “jus soli” ilkesi uygulayan diğer ülkeler için de referans niteliği taşımaktadır. Türkiye’de de 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 8. maddesinde düzenlenen “doğumla kazanılan vatandaşlık” rejimiyle paralellik gösteren bu karar, karşılaştırmalı anayasa hukuku çalışmaları için önemli bir malzeme sunmaktadır.
Sonuç olarak, ABD Yüksek Mahkemesi’nin bu kararı, anayasal vatandaşlık hakkının siyasi iradeyle sınırlandırılamayacağını bir kez daha teyit etmiştir. Avukatlar açısından, özellikle uluslararası göçmenlik ve vatandaşlık davalarında bu emsal kararın titizlikle incelenmesi, müvekkil stratejilerinin şekillendirilmesinde belirleyici olacaktır. Kararın ilerleyen dönemde olası yasal düzenleme girişimleri karşısında da anayasal bir set oluşturması beklenmektedir.
(Yaklaşık 680 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İzinsiz Define Araştırması Suçunda Keşif ve Bilirkişi İncelemesi Zorunluluğu - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/3392 E., 2024/4975 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun kapsamında izinsiz define araştırması suçunda, suçun işlendiği yerin 6. madde kapsamındaki korunması gerekli alan olup olmadığının fen ve arkeolog bilirkişi heyeti ile keşif yapılarak kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini belirterek mahkumiyet kararını bozmuştur.
İzinsiz Kazı ve Define Araştırması Suçlarının Ayrımı - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/96 E., 2025/1538 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2863 sayılı Kanun'un 74. maddesinde düzenlenen izinsiz kazı ve define arama suçları arasındaki farkı somut olayda inceleyerek, fiziki kazı varlığında izinsiz define arama suçunun değil, izinsiz kazı suçunun oluşacağına hükmetmiştir.