775 Sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. Maddesinde Yeni Yıkım Rejimi ve Yargısal Denetim
Lawantra
29.06.2026
775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesi uzun yıllar boyunca, kamu taşınmazları üzerindeki izinsiz yapıların idare tarafından herhangi bir karar alınmaksızın derhal yıkılabilmesine imkân tanımaktaydı. Bu düzenleme, mülkiyet hakkı, savunma hakkı ve etkili başvuru hakkını fiilen devre dışı bıraktığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından 22 Şubat 2024 tarih ve E.2023/191, K.2024/58 sayılı kararla iptal edilmiştir. İptal kararı 3 Nisan 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılmıştır.
Kanun koyucu, bu sürenin dolmasını beklemeden harekete geçmiş ve 5 Aralık 2024 tarihli 7534 sayılı Kanun ile 775 sayılı Kanun’un 18. maddesini baştan sona yeniden kaleme almıştır. Yeni düzenleme 12 Aralık 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Yeni Düzenlemenin Getirdiği Temel Değişiklikler
Yeni metin, yıkım kararı alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Yıkım kararının ilgilisine tebliği, tebliğ edilememesi halinde yapıya asılması ve muhtarlığa bırakılması usulü getirilmiştir. Yıkımdan önce 15 günlük bekleme süresi tanınmıştır. Bu süre, ilgilinin idari yargıya başvurabilmesi ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunabilmesi için kritik önem taşımaktadır.
Geçici yapılar, tel örgü, çit ve duvar gibi çevreleyici yapılar da madde kapsamına alınmıştır. Yıkım kararı alma yetkisi, belediyeler, Hazine ve il özel idarelerinin yanı sıra Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ve özel bütçeli kamu idarelerini de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Yıkım Kararlarının Yargısal Denetimi
Yeni rejimde yıkım kararları, idari yargı mercileri tarafından yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden tam denetim konusu yapılabilecektir. Uygulamada en sık rastlanan iptal nedenleri şunlardır:
A. Yapının 18. Madde Kapsamında Bulunmaması
Yıkım kararının hukuka uygun olabilmesi için yapının gerçekten 775 sayılı Kanun’un 18. maddesi kapsamında olması gerekir. Yapı Kayıt Belgesi bulunan yapılar, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında kiralanan veya ecrimisil ödenen taşınmazlar, kanunda sayılan yerler dışında kalan yapılar hakkında bu maddeye dayanılarak yıkım kararı verilemez (Ankara BİM 6. İdare Mahkemesi, E.2024/1706, K.2024/3107, 27.12.2024).
B. Yetki Unsuru
Yıkım kararı, kanunda belirtilen yetkili idare ve yetkili organ tarafından alınmalıdır. Yetki devri veya görev gaspı halleri, işlemin iptalini gerektirir.
C. Tebligat Usulüne Aykırılık
İadeli taahhütlü tebligat zorunludur. Tebliğ yapılamazsa kararın yapıya asılması ve muhtarlığa bir nüshasının bırakılması şarttır. Bu usullere uyulmaması, şekil yönünden iptal nedeni oluşturur.
D. 15 Günlük Sürenin Beklenmemesi
Tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal sürenin dolmasından önce yıkım yapılması, kanuna açık aykırılık teşkil eder. Bu süre, idari yargı yolunun etkin kullanılabilmesi için getirilmiş temel usuli teminattır.
Sonuç ve Mesleki Değerlendirme
7534 sayılı Kanun ile getirilen yeni sistem, yıkım işlemlerini keyfi fiili müdahalelerden çıkarıp, usulüne uygun idari karar, tebligat ve yargısal denetim mekanizmasına kavuşturmuştur. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının ruhuna uygun olup, mülkiyet hakkı, savunma hakkı ve hukuki güvenlik ilkesiyle uyumludur.
İdare hukuku ve imar hukuku alanında çalışan avukatlar için, yıkım kararlarına karşı açılacak davalarda yetki, tebligat ve süre unsurlarının titizlikle incelenmesi büyük önem taşımaktadır. Mahkemelerin, 18. maddenin yeni halini yorumlarken Anayasa Mahkemesi kararını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. Ek Protokolü’nü dikkate alması beklenmektedir.
Yeni düzenleme, gecekondu ve kaçak yapılaşmayla mücadelede daha adil ve hukuka uygun bir mekanizma kurarken, idari işlemlerin yargısal denetiminin güçlendirilmesi açısından da önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.
(Word count: 812)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Mersin Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği: Güncel Hukuki Çerçeve ve Avukatlar İçin Değerlendirme
Mersin Üniversitesi’nin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 14 ve 44. maddelerine dayanılarak hazırlanan yeni Lisansüstü Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği, tezli-tezsiz yüksek lisans, doktora ve sanatta yeterlik programlarının usul ve esaslarını detaylı biçimde düzenlemektedir. Yönetmelik, kontenjan belirleme, bilimsel hazırlık, yatay geçiş, tez jürileri, intihal soruşturması ve süreler gibi kritik konuları içermekte olup, yükseköğretim hukuku uygulayıcıları açısından önemli değişiklikler ve standartlar getirmektedir.
ABAD’ın Trafik Kazası Tazminat Alacaklarının Devrine İlişkin C-277/25 Sayılı Kararının Değerlendirilmesi
Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD), 25 Haziran 2026 tarihli C-277/25 sayılı kararıyla trafik kazası tazminat alacaklarının hasar danışmanlık şirketlerine devrinin ulusal hukuka bağlı olduğunu, devralanın “zarar gören” sıfatı kazanamayacağını belirterek önemli bir çerçeve çizmiştir. Karar, Türkiye’deki 7251 sayılı Kanun ile getirilen devir yasağının AB mevzuatına aykırı olmadığını da teyit etmektedir.