12. Yargı Paketi Taslağının Tazminat ve Sigorta Hukukuna Etkileri: Hak Arama Özgürlüğü, Tazminat Hesapları ve Faiz Uygulamaları
Lawantra
25.06.2026
22 Haziran 2026 tarihinde TBMM’ye sunulan “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” (12. Yargı Paketi), özellikle tazminat hukuku, sigorta hukuku ve usul hukuku alanında köklü değişiklikler öngörmektedir. İş kazası, trafik kazası kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bedensel zarar davalarında sıklıkla karşılaşılan kurumları doğrudan etkileyen bu düzenlemeler, hak arama özgürlüğü, tam tazmin ilkesi ve faiz uygulamaları bakımından önemli tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
I. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması (HMK m.107)
Taslağın en dikkat çeken değişikliklerinden biri, 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesinin yürürlükten kaldırılmasıdır. Bilindiği üzere belirsiz alacak davası, özellikle bedensel zarar davalarında zararın dava tarihi itibarıyla tam olarak belirlenemediği durumlarda davacılara önemli bir koruma sağlamaktaydı. Uygulamada bu kurumun kapsamı, hukuki yarar şartı ve ıslah işlemleri konusunda ciddi içtihat ayrılıkları oluşmuştu.
Kaldırma ilk bakışta hak arama özgürlüğünü (Anayasa m.36) daraltıcı gibi görünse de, aynı pakette getirilen kısmi dava zamanaşımı düzenlemesiyle birlikte değerlendirildiğinde, usul hukuku karmaşasının azaltılması hedeflenmektedir. Değişiklik, yürürlük tarihinden önce açılmış davalar için uygulanmayacaktır.
II. Kısmi Davada Zamanaşımının Bakiye Alacak Yönünden de Kesilmesi
Taslağın en olumlu düzenlemelerinden biri, HMK m.109’a eklenen 4. fıkradır. Buna göre, alacağın yalnızca bir kısmının dava edilmesi halinde, talep tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilecek ve zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.
Mevcut sistemde zamanaşımının yalnızca dava edilen kısım için kesildiği kabul edilmekte, uzun süren bilirkişi incelemeleri nedeniyle bakiye alacak zamanaşımına uğrayabilmektedir. Yeni düzenleme, hak kayıplarını önleyecek, belirsiz alacak kurumunun kaldırılmasının olumsuz etkilerini dengeleyecek ve davacı vekillerinin usuli risklerini azaltacaktır. Bu değişiklik, özellikle iş kazası ve trafik kazası mağdurları lehine önemli bir kazanım olarak değerlendirilmektedir.
III. Bedensel Zararlarda Faiz Başlangıcının Değiştirilmesi (TBK m.55)
Taslağın en tartışmalı hükmü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkralardır. Mevcut Yargıtay içtihatlarına göre destekten yoksun kalma ve sürekli iş göremezlik tazminatlarının tamamına olay, dava veya temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmektedir.
Yeni düzenleme, zararı “bilinen dönem” ve “gelecek dönem” olarak ikiye ayırmakta; bilinen dönem zararına olay tarihinden, gelecek dönem zararına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilmesini öngörmektedir. Bilinen dönem, somut verilerle belirlenebilen kısmı; gelecek dönem ise aktüeryal varsayımlarla geleceğe yönelik hesaplanan kısmı ifade etmektedir.
Bedensel zarar tazminatlarının büyük bölümünün gelecek dönem zararından oluştuğu dikkate alındığında, bu düzenlemenin ekonomik etkisi oldukça büyüktür. Aktüeryal hesaplamalarda zaten iskonto uygulandığı gözetildiğinde, gelecek dönem zararının karar tarihine kadar faizsiz bırakılması, zarar gören aleyhine çifte indirim etkisi yaratabilecektir. Bu durum, tam tazmin ilkesi (TBK m.51), Anayasa m.35 mülkiyet hakkı ve AİHS 1. Protokol 1. madde ile bağdaşmayabilir. Değişiklik, yürürlük tarihinden sonra meydana gelen olaylara uygulanacaktır.
IV. Kısmi Ödemelerde Oransal Mahsup Sistemine Geçiş
Aynı maddede yer alan bir diğer yenilik, kısmi ödemelerin mahsup yönteminin değiştirilmesidir. Mevcut uygulamada ödeme, ödeme tarihinden hesap tarihine güncellenerek mahsup edilmektedir. Taslak ise oransal mahsup sistemini getirmektedir: Ödeme tarihindeki toplam zarar üzerinden ödeme oranı bulunacak, bu oran hesap tarihindeki güncel zarardan mahsup edilecektir.
Örnek: Ödeme tarihinde zarar 1.000.000 TL, ödeme 300.000 TL ise %30 oran belirlenir. Hesap tarihinde zarar 1.200.000 TL olursa, 360.000 TL mahsup edilir. Bu sistemin, mevcut Yargıtay uygulamasındaki karmaşıklığı azaltacağı ve uygulama birliği sağlayacağı değerlendirilmektedir.
V. Kanuni Faiz Oranının Reeskont Oranına Endekslenmesi
3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinin yeniden düzenlenmesiyle kanuni faiz, TCMB’nin kısa vadeli kredi reeskont oranının %80’i olarak belirlenecektir. Mevcut sabit oranların enflasyon karşısında erimesi ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları dikkate alındığında, bu değişiklik ekonomik gerçeklere uyum sağlayacak ve alacaklıları daha iyi koruyacaktır. Haziran 2026 itibarıyla öngörülen reeskont oranı baz alındığında yasal faiz %31 seviyesine çıkabilecektir.
VI. Usul Hukukuna İlişkin Diğer Önemli Değişiklikler
- HMK m.371’e eklenen hükümle, ilk derece mahkemelerinin yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle Yargıtay tarafından bozulması engellenmiştir. Bu, yargılamaların uzamasını önleyecek önemli bir adımdır.
- HMK m.362’de yapılan değişiklikle, istinaf mahkemesinin ilk derece kararını değiştirerek verdiği yeni kararlar, parasal sınırın üzerinde ise temyiz edilebilir hale getirilmiştir.
Sonuç ve Avukatlara Mesleki Değerlendirme
- Yargı Paketi, belirsiz alacak davasının kaldırılması hariç tutulursa, tazminat ve sigorta hukuku açısından ağırlıklı olarak olumlu değişiklikler içermektedir. Kısmi davada zamanaşımı kesilmesi, oransal mahsup sistemi, kanuni faizin endekslenmesi ve usul kurallarındaki sadeleştirmeler, yargılamaların etkinliğini artıracaktır.
Ancak TBK m.55’teki faiz başlangıcı değişikliği, özellikle ölüm ve ağır yaralanma dosyalarında sigorta şirketleri ve sorumlular lehine, hak sahipleri aleyhine ciddi ekonomik sonuçlar doğurabilecektir. Bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal riski taşıdığı öngörülmektedir.
Sigorta tahkim komisyonları, tazminat davaları ve iş kazası dosyalarıyla uğraşan avukatların, paketin yasalaşması halinde müvekkil stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri, faiz hesaplamalarını buna göre revize etmeleri ve olası Anayasal itiraz yollarını değerlendirmeleri gerekmektedir. Paket, tazminat hukukunun temel ilkelerini derinden etkileyecek niteliktedir.
(Word count: 1.156)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Kararı: Babaanne ve Dedenin Torunlarla Kişisel İlişki Talebi Reddedildi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, babaanne ve dedenin torunlarla kişisel ilişki talebini reddetmiştir. Karar, babanın yurt dışında yaşamasının olağanüstü hal sayılmayacağını, babaya tanınan kişisel ilişki süresinin yeterli olduğunu vurgulamaktadır.
AYM'nin 2022/6576 Başvuru Numaralı Kararı: Yetki Belgesine Aykırı Taşıma ve İdari Yaptırım
Anayasa Mahkemesi, D2 yetki belgesine aykırı yolcu taşımacılığı nedeniyle verilen idari yaptırımın suçta ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Karar, 4925 sayılı Kanun'un 26 ve 34. maddeleri ile Yönetmelik hükümlerinin kanunilik şartını taşımadığını vurgulamaktadır.