12. Yargı Paketi: Getirilen Değişiklikler ve Avukatlar Açısından Değerlendirme
Lawantra
23.06.2026
AK Parti Grup Başkanvekili tarafından Meclis’e sunulan 30 maddelik 12. Yargı Paketi, yargılamaların hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması, makul sürede yargılanma hakkının güçlendirilmesi ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının giderilmesi amacıyla önemli değişiklikler içermektedir. Paket, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için pratikte doğrudan etki yaratacak düzenlemeleri barındırmaktadır.
Paketin en dikkat çeken değişikliklerinden biri, 6100 sayılı HMK’dan belirsiz alacak davası kurumunun (m. 107) çıkarılmasıdır. Uygulamada tereddütlere yol açan bu kurum yerine, kısmi dava mekanizması güçlendirilmekte; tahkikatın sonuna kadar ıslah olmadan alacağın artırılması imkânı getirilmektedir. Zamanaşımı kesme etkisi ilk dava tarihi itibarıyla tüm miktar için korunmaktadır. Bu düzenleme, alacak davalarında stratejik dava açma taktiklerini değiştirecek ve avukatların dava dilekçelerinde somutlaştırma yükümlülüğünü artıracaktır.
Hukuk yargılamalarında duruşmalar arası sürenin kural olarak 3 aydan fazla olamayacağı (HMK m. 147) hükme bağlanmıştır. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde gerekçeli uzatma mümkündür. Bu değişiklik, makul sürede yargılanma hakkı (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) bağlamında yargılamaların hızlanmasını hedeflemekte; avukatların dosya takibinde daha disiplinli olmasını gerektirecektir.
E-duruşma sisteminin kapsamı genişletilmekte; ön inceleme duruşmaları da ses ve görüntü nakli yoluyla yapılabilecektir (HMK m. 149). Uzaktan katılımda ikrar, feragat, sulh gibi beyanlar hariç ıslak imza zorunluluğu kaldırılmıştır. Bu düzenleme, özellikle pandemi sonrası dijital yargı dönüşümünü kurumsallaştırmakta ve avukatların uzaktan duruşma stratejilerini gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır.
Noterlik Kanunu’nda yapılan değişiklikle (m. 55), noter evrakının aslının istenmesi halinde onaylı örneğin saklanarak aslının gönderilmesi, örnek istenmesi halinde ise güvenli elektronik imza ile elektronik ortamda iletilmesi imkânı getirilmiştir. Bu, noterlik işlemlerinin dijitalleşmesini hızlandıracak ve icra-avukatlık süreçlerinde zaman tasarrufu sağlayacaktır.
İcra ve İflas Kanunu’na eklenen m. 34/a ile idare aleyhine verilen ilamların icrasında idareye bir aylık ödeme süresi tanınmış; bu süre geçmeden doğrudan icra takibi başlatılamayacaktır. Miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda izale-i şuyu ihalelerinde birinci artırmanın sadece mirasçılar arasında ve muhammen bedelin %100’ünden başlatılması öngörülmüştür. Bu düzenlemeler, mirasçıların mülkiyet haklarını korurken suistimalleri önlemeyi amaçlamaktadır.
Danıştay daire sayısının indirim süresi uzatılmış, idare mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek dava türleri genişletilmiştir (2576 sayılı Kanun m. 7). İdari yargıda istinaf incelemesinde gerekçe düzeltme yetkisi tanınmış, dosyanın ilk dereceye gönderilme halleri sınırlandırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Kanunu’nda atama şartları ve görev süreleri kanun seviyesine taşınmış; bilirkişiye gereksiz müracaat yapan hâkim ve savcılara uyarma cezası getirilmiştir (2802 sayılı Kanun m. 63). Kanuni faiz oranı, TCMB reeskont oranının %80’i olarak yeniden belirlenmiştir (3095 sayılı Kanun m. 1). Bu değişiklik, enflasyon karşısında alacaklı-borçlu dengesini korumayı hedeflemektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda moleküler genetik inceleme sonuçlarının saklanması, imhası ve veri sahibinin silme talebi hakkı düzenlenmiş (CMK m. 80, m. 134); HAGB’nin işkence, eziyet ve kötü muamele suçlarında uygulanamayacağı netleştirilmiştir. Kaçak sanığın yargılamanın yenilenmesini talep hakkı genişletilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu m. 55’e eklenen fıkra ile bedenî zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz başlangıç tarihleri (bilinen dönem için haksız fiil tarihi, bilinmeyen dönem için karar tarihi) ve oransal mahsup yöntemi standartlaştırılmıştır.
Yargıtay’ın sadece görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle bozma yapamayacağı (HMK m. 371), bölge adliye mahkemelerinin ilk derece sıfatıyla verdiği kararlar hariç tutulmuştur. Bu, temyiz incelemesinin usulden esasa kaydırılması açısından önemlidir.
Paket, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarına uyum sağlamak amacıyla birçok maddede kanunilik ilkesini güçlendirmekte; geçiş hükümleriyle uygulama karmaşasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Avukatlar açısından 12. Yargı Paketi, dava stratejilerinde belirsiz alacak yerine kısmi dava kullanımını, duruşma sürelerinin planlanmasını, elektronik delil ve duruşma yönetimini, faiz hesaplamalarını ve idari-icra süreçlerindeki yeni usulleri yakından takip etmeyi zorunlu kılmaktadır. Paketin yürürlüğe girmesiyle birlikte Yargıtay ve Danıştay içtihatlarının hızlı biçimde şekilleneceği öngörülmektedir. Bu değişiklikler, yargı sisteminin verimliliğini artırırken savunma hakkının etkin kullanımını da yeni usul kurallarıyla dengelemeye çalışmaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/5150 E., 2026/1116 K. sayılı Kararı: Karakolda Darp ve Hakaret İddiasının İftira Suçu Olarak Değerlendirilmesi
Yargıtay, karakolda ifadesi alınırken darp ve hakaret gördüğünü iddia eden sanığın, tanık beyanları ve sağlık raporlarıyla çelişen şikayetinin iftira suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir. Karar, isnat kastının belirlenmesinde tanık ve rapor delillerinin önemini vurgulamaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/22294 E., 2025/5149 K. sayılı Kararı: İnfaz Kurumunda Darp İddiası ve İftira Suçu
Yargıtay, infaz kurumunda kavga olayına karışmadığı halde memurlara darp isnadında bulunan hükümlü sanığın eylemini zincirleme iftira suçu olarak nitelendirmiş ve mahkumiyet hükmünü onamıştır. Karar, kamera görüntüleri ve raporların isnat kastının belirlenmesindeki rolünü vurgulamaktadır.